Adim ahmet Efeoglu 38 yasinda almanyada yasayan bir gencim 3aylik iken ailem beni almanyaya getirmisler. Aslen bursa gemlikliyim . 9 ile 12 yas arasinda enistemin yaninda pendik istanbulda yasadim. güvercin hobbysine o zamanlar inegöllü olan enistemin sayesinde basladim. Bir seker bayranimda büyüklerin ellerini öpmeye inegölle gitiyimizde. Dünyanin en büyük harikalarindan biri ile tanistim yani makaraci olan bursa yada yerel adi ile anilan oynar kusu ile. Acik mavi gökyüzünde ucan siyah beyaz güvercinlerin mantiga karsi olarak havada gözle takip edilemiyecek bir hizla arkaya dogru dönüyorlardi.
Sanki doga kanunlarina karsi geliyorlardi. Türkiyede
yasadiyim 3 senede istanbulda ozamanlar bu günkü gibi taklaci kuslar cok
beslenen kuslardi. Tabiki bende takla kusuna yem verdim ama ayni anda bursa
kusunada baktim. Almanyaya geri geldikten sonra malesef güvercin
bakamadim.sehirde yasayan bir cocuk olarak ailem izin vermiyordu. Fakat 15
yasinda bir yaz izininden almanyaya kus getirebildim. Ozamanlar kendimi
almanyada tek türk kuscusu saniyordum. Fakat kisa bir zaman sonra ögrendimki
ata sporu olan sanat ucucu güvercin bakicilarida almanyada varmis bir güvercin
derneyine (DFC) üye olarak cok türk kuscusu ile tanistim meyer benim vatanim
bir güvercin sanat ucusu yapilan cennet imis. Egenin döneyi, kelebeki ve
dolapcisi , ic anadolunun taklasi , güney anadolunun adana kusu ve marmaranin
bursa kusu ve diyer sehirlerde daha nice özellikteki kuslarin oldugunu ögrendim.
hic bir cinsi kücümsemeden irkin özelliklerini ögremmeye calistim. türkiye
kuslari konusunda kendimi bayagi aydinlattim. Sanat ucusu, kostum ve ses olarak
kuslarin cesitleri ve özelliklerini ögrendim. Hayran kaldigim her yörenin
kendine özel irklari yada özellikler tasiyan güvercinin oldugunu gördüm. Bu
türkiyemizin ne kadar zengin bir kültüre sahip oldugunu görteriyor. Bu
biz Türkerin büyük bir gurur kaynayidir. Fakat son senelerde gözledigim moda
ugruna kuslarimizin bozulmaya mahkum olduklaridir.Eskiden kuslar cok güzel oyun
yaparlar ve yerde bana bak derlerdi. Simdi ise ya orta boyda bir oyun yada
kostum görüyoruz.
BURSA
oynari ise ucurulmaz sanatsiz bir güvercin olmus artik. Herkes kostüm diye
bayiliyor, kuslarda ne ucus kalmis nede makara, bazi yetistiriciler bursa oynari
makara yapmaz diyorlar, fakat TÜRKIYEDE hangi türk kökenli ucma kusu havada
sanat yapmiyorki bursa oynari ögle olsun. Yasli amcalara sordugumuz zaman
eskiden oynar taktigi zaman 15-30 metre sardiklarini anlatirlar.Siz, oynarcilara
soruyorum nerde kaldi bu kuslar. ATA YADIGARINA SAHIP CAKAMIYORMUYUZ. Yoksa
kuslar para yapiyor diye bu sanati öldürmeye hakimiz mi var? Soruyorum.
Dikkatinizi cekerim ki sanat ucus kuslarinin kökeni
TÜRK INSANININ dünyaya kazandirdigi bir zenginliktir. Buna bizim sahip
cikmamiz gerekir ve görevimizdir. AVRUPADA EFU adinda calisan bir federasyon bulunmakta. Bu federasyona ait
olan DFC ve DHC dernekleri bununmakta. Bu federasyonda türk kuslarida ucuyor ve
yarismalar düzenleniyor.
Avrupa sampiyonasi bile yapiliyor. Türkiyemizde
bir kac derneklerde de yarismalar yapiliyor fakat bir federasyon kantrolü
altinda olmadan. Yani yerel özelliklere önem verilmiyor. Türkiyede yalniz
takla kusu konusunda avrupada ise
takla, kelebek, dönek , pacalidönek , adana ve cesitli makaracilar hakinda
yarismalar düzenleniyor. Ucus kanunlari ise cesitli türk vatandaslarindan
duyduklari ile uydurululmus bir sekilde düzenleniyor. ( bizden önce
kuslarimizi asimile ediyorlar) aslinda irklarin tarafsiz sekilde bir türkfederasyonun
düzenlediyi tüzüye göre ucurulmasi gerektirmektedir. Artik türk kusculari
birlik olarak kuslarimiza sahip cikip bizim kuslarin nasil ucurlmasi gerektiyine
biz
Türkler kara vermeliyiz.